İlahi Aşk Sözleri

Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim, azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin.

Gözyaşının bile görevi varmış; ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.

Bana göre aşık öyle olmalı ki, şöyle bir kalkınca, her tarafı ateşler sarsın; her tarafta kıyametler kopsun.

Dediler ki “gözden ırak olan gönülden de ırak olur” dedim ki “gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.”

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak…

Ey sevgili. Sen benim içten içe kanayan en derin yaramsın. Ne kadar özlendiğini bir bilsen, yokluğundan utanırsın.

Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.

Aşk, her şeydedir ama hiçbir şeyde görünmez.

Aşk, altın değildir, saklanmaz. Aşkın bütün sırları meydandadır.

Odun yanınca kül olur, insan yanınca kul olur…

Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı.

Birini seviyorsanız, onu Allah’tan isteyin. Kalpler Allah’ın elindedir.

Sen sadece sen değilsin; bensin, benimsin, bendesin.

Hadi yaramı sarmaya merhemin yok. Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?

Dilin aşkı yorumlaması güzeldir ama dile gelmeyen aşk daha güzeldir.

Aşk nedir bilmiyorsan gecelere sor, şu sapsarı yüzlere, şu kupkuru dudaklara sor.

Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir, bunun için sevgiliye “yar” denilir.

Hiçbir hayale sığdıramadığım tek gerçeğimsin. Sevdim işte! Ötesi de yok gerisi de.

Gönül ne tarafı işaret ederse, beş duyu da eteklerini toplayıp o tarafa gider.

Kapı açılır sen yeter ki vurmayı bil. Ne zaman? Bilmem. Yeter ki o kapıda durmayı bil.

Minareden düşenin parçası bulunurda, gönülden düşenin parçası bulunmaz.

Bilmeyen ne bilsin seni gamlanma deli gönül, gönülden anlamayana bağlanma deli gönül.

Gönül, han değil dergâhtır. Paldır küldür girip çıkılmaz, günahtır.

Aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır.
,

Ey gönül. Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir sevgiliyi aramakla geçiyor.

Öyle bir ‘yâr’ sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni.

Allah’a ulaşacak birçok yol var. Ben Aşk’ı seçtim.

Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de…

Acı, acıyla iyileşir. Aşk ise daha büyük bir aşkla.

Ve ben; dilek tutmadım hiç. Hep dua ettim: ‘ömrün ömrüme nasip olsun’ diye.

Unutma, sır gibi seversen eğer muradın gerçekleşir. Çünkü tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim, azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin.

Gözyaşının bile görevi varmış; ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.

Bana göre aşık öyle olmalı ki, şöyle bir kalkınca, her tarafı ateşler sarsın; her tarafta kıyametler kopsun.

Dediler ki “gözden ırak olan gönülden de ırak olur” dedim ki “gönüle giren gözden ırak olsa ne olur.”

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak…

Ey sevgili. Sen benim içten içe kanayan en derin yaramsın. Ne kadar özlendiğini bir bilsen, yokluğundan utanırsın.

Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.

Aşk, her şeydedir ama hiçbir şeyde görünmez.

Aşk, altın değildir, saklanmaz. Aşkın bütün sırları meydandadır.

Odun yanınca kül olur, insan yanınca kul olur…

Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı.

Birini seviyorsanız, onu Allah’tan isteyin. Kalpler Allah’ın elindedir.

Sen sadece sen değilsin; bensin, benimsin, bendesin.

Hadi yaramı sarmaya merhemin yok. Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?

Dilin aşkı yorumlaması güzeldir ama dile gelmeyen aşk daha güzeldir.

Aşk nedir bilmiyorsan gecelere sor, şu sapsarı yüzlere, şu kupkuru dudaklara sor.

Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir, bunun için sevgiliye “yar” denilir.

Hiçbir hayale sığdıramadığım tek gerçeğimsin. Sevdim işte! Ötesi de yok gerisi de.

Gönül ne tarafı işaret ederse, beş duyu da eteklerini toplayıp o tarafa gider.

Kapı açılır sen yeter ki vurmayı bil. Ne zaman? Bilmem. Yeter ki o kapıda durmayı bil.

Minareden düşenin parçası bulunurda, gönülden düşenin parçası bulunmaz.

Bilmeyen ne bilsin seni gamlanma deli gönül, gönülden anlamayana bağlanma deli gönül.

Gönül, han değil dergâhtır. Paldır küldür girip çıkılmaz, günahtır.

Aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır.
,

Ey gönül. Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir sevgiliyi aramakla geçiyor.

Öyle bir ‘yâr’ sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni.

Allah’a ulaşacak birçok yol var. Ben Aşk’ı seçtim.

Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de…

Acı, acıyla iyileşir. Aşk ise daha büyük bir aşkla.

Ve ben; dilek tutmadım hiç. Hep dua ettim: ‘ömrün ömrüme nasip olsun’ diye.

Unutma, sır gibi seversen eğer muradın gerçekleşir. Çünkü tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

Ey gönül. Ateş için rüzgâr ne ise, aşk için de ayrılık öyledir; küçük olanı söndürür, büyük olanı ise daha da güçlendirir ve iyi bil ki, ey gönül. Aşk; ateşten bir denizi, mumdan kayıkla geçmektir yanıp kül olmadan asla geçemezsin.

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir cevap yazın