Yılmaz Odabaşı Sözleri

Yılmaz Odabaşı Bitme Sözleri, Yılmaz Odabaşı Şiirleri, Yılmaz Odabaşı Sözleri Kısa, Yılmaz Odabaşı Sözleri Facebook, Yılmaz Odabaşı Aşk Sözleri, Kuşlarım Vuruldu Yılmaz Odabaşı Sözleri

Siz orada kalabalık ve kabarık kalın sağ olun yalnızlık iyi yalnızlık iyi.

Hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın.

Öyle bir serüven ki hayat Karanlıkta Polyanna’lar ışıklarda palyaçolar dolaşır.

Kısa bir öyküdür hayat uğruna upuzun acılar çektiğimiz.

Konuşsam sessizlik gitsem ayrılık.

Ses hoyrat sevinç yılgın şakaklarım sonbahar.

Her ömür kendi gençliğinden vurulur.

Kimse bilmez be canım bir yara bir ömrü nasıl kanatır.

Biz şimdi ölsek en fazla kahvede çaylar soğur.

İstediğin kadar uzağa git! Hep aynı gökyüzünü paylaşacağız.

Herkesin biraz faili olduğu meçhul bir cinayetim şimdi.

Önce sesini sonra yankısını çaldırdın şu beton ormanında. Kal orda! Artık hiçbir şeyden kurtulamazsın. lslanmışsın bir kere oğlum yaş gününde kuruyamazsın.

Yalnızlığımda seni büyüttükçe kalabalıklaşacağım Sen kendi kalabalığında hep yalnız olacaksın.

Gitti kanatları yüreğimdeydi kalan elimde minyatür bir kuş şimdi. Yitirdim o aşkın kimliğini hükümsüzdür.

Yaşam yanıltmanın insanlar yanılmanın ustası oldukça yine yeni düşler deniyor ve deneniyorlar.

Sen bir şeyler bilsen bildiğinden ben çıkarım. Çocukluğuma dokunsan öksüz çıkarım. Halkımı tanısan yurtsuz çıkarım.

Yanıldım ve yoruldum vuslatların izinde beyhude kederlerde sözüm kalacak bu dünyadan gidilir gidilmesine de günlerin yakasında elim kalacak.

Eski bir aşk yeni bir ayrılıktır her zaman. Bunu kuşlar sorar yıldızlar da anlatır kimse bilmez be canım bir yara bir ömrü nasıl kanatır.

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.

Yıllar geçer İdris’lerin kalplerindeki çocuklar daha ölüdür düşleri hâlâ terasta İdris’ler ise zemin katta kiracı oturur.

Bu yüzden uğruna çok öldüğüm sabahlar yaralıdır. Gençliğim darmadağın bir ilkyaz tufanıdır. Bu sevdayı kurda kuşa yedirtmem!

Herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim bir de kimsesizliği.

Boşuna çırpınma gökyüzü: Yurdum kadar ağlayamazsın.

Oysa ölünecek bir şey yokmuş gidince sen yaşanacak bir şey olmadığı kadar.

Hayat hattında acemi tayfalardık. Ne avunduk sevinç müsveddeleriyle aşktan ikmale kaldık.

Herkes kırılamaz ipince bir dal olmak gerekir kırılmak için ama dünya kütüklerin.

Ya kederiydik kendimizin ya bir halkın kaderi ya şakağı ya şafağı bir halkın namlular çarmıhında!

İyi ki bu düştesin her sabah ışıyan güneştesin iyi ki yoksuluz bulutlar gibi soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi.

Ve ant olsun ki hiçbir kurşun hiçbir çelik hiçbir toprak ve hiçbir vatan daha kutsal değildir insandan!

Sokakların gün batınca neden boşaldığını ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum. Konuşsam sessizlik gitsem ayrılık.

Demiştim gidip geniş bir bulut alalım. Çünkü yarın gökyüzü üzerimde hep dikdörtgen kalacak. Yarın kalbimin ormanına küller yağacak.

Ne ses ne nefes ne de bu rüzgâr bağışlar seni simsiyah gecelerde budanırken ah ömrüm dönüp sırtını giderken kimler karşılar seni?

Ben seni hep ayrılıkla anmışım titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını. Hep adını yazmışım.

Herkes arar pembesini. Oysa kendinden ötesi yoktur kimse sevmez yalnızlıkta gölgesini.

Bir insana ya benimle olur musun? denir ya da benimle ölür müsün? İşte iki noktacık değiştirir anlamı.

Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın Keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım Keşke senin adın yalnızlık olsaydı Ve ben hep yalnız kalsaydım.

Aşkın kavgasını veremeyenler hiçbir şeyin kavgasını veremezler! Aşkın özgürlüğünü yaşayan ve yaşatmayanlar ise hiçbir özgürlüğü hak edemezler!

Artık bu ayrılıklardan kalbim usandı bir gökyüzü bir duvar bir resmin kaldı oysa dünya ne geniş koğuşum dardı bıraksalar martılarla randevum vardı.

Yitirdiğin her şeyde kazandığın bir şey vardır kazandığın her şeyde biraz yitirdiklerin. Hayat karşına nasıl çıkarsa çıksın vazgeçme ve unutma senin hayallerin olmazsa başka birinin hayali olamazsın asla.

Gözlerini sil ve bu sevda kadar koyu bir çay tutuştur ellerime. Yok gitme! Gitme sen gidince sevmek yüreğimde düğümleniyor. Özlemeyi yutkunuyorum.

Evlerin çatıları kapıları ve perdeleri sevinçleri coşkuları olduğu kadar acıları ve yoksullukları da örtüyor. O örtülü kapıların perdelerin ardında herkes kendi cennetini ya da kıyametini yaşıyor.

Umuttan umudu kesmemek istiyorum çünkü hala hayatın düşlere borcu var.

Bazen anılara en çok yakışan elbise birkaç damla gözyaşıdır unutma.

Deli sormuş deliye aşk nedir diye? Deli gülmüş deliye Ben niye delirdim diye.

Böyle geçip giderken uzun zamanlar Kimleri unuttuk kimler kalanlar?

Ve ben gittim yüreğimde kan gülleri Siz de o aşkın teninde dinamit sayın beni!

Seni bana uzak kılan bu ıssız ve derin uçurumlar. Uçurumlar utansın!

Gittiğin yer bir yağmur damlası kadar yakın gittiğin yer bir uçurum kadar uzak.

Böyle geçip giderken uzun zamanlar kimleri unuttuk kimler kalanlar?

Kanmadım aynalara sana kandığım kadar içimde bir boşluk sana yandığım kadar.

Herkes bilir gitmesini. Bir zaman öğrenirsin gideni sırtından öpmesini.

Ben iki şeyin apansız geldiğine inanırım aşk ve ölüm. İkisi de geldiğinde git diyemezsiniz. İkisinin de önemi ve büyüklüğü belki de geldiklerinde git diyemediğimiz içindir.

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir cevap yazın